Türkiye’de düzenlenecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nın maskotu olarak Van kedisini seçtik. Kıbrıslı Rumlar ise Van kedisi “türevi” iki cinsi “Rum kedisi” olarak tescil ettirmeye çalışıyor. Peki kediyi “milli” yapan nedir?
Şu sıralar bir “Milli kedi” tartışması almış başını gidiyor. Çünkü Kıbrıslı Rumlar, “milli kedileri” olarak gördükleri Afrodit ve St. Helena’yı, Kıbrıslı Türklerin Van kedisinin türevleri olarak tescil ettirmeye çalışmalarına karşı çıkıyor. Rumlar, Türklerin Rum kedilerini Van kedisiyle birleştirip yeni bir tür yarattığını ileri sürerek ABD’ye DNA numunesi gönderiyor, yani iki kedi türünü “Rum kedisi” olarak tescil ettirmeye çalışıyor. İşin içine Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu bile katılmış durumda…
Van kedisi şu sıralar bir başka konuyla da gündemde. Öyleki FIBA 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nın maskotu da sevimli bir Van kedisi. Peki “Milli kedi” nedir? Özellikleri ne olmalı? Nasıl korunur?
Van kedisi canlı kültür mirası
“Kıbrıs’taki ‘kedi savaşı’ biraz politik. Bu kediler melez. Hatalı çiftleştirmeden dolayı ortaya çıkmışlar. Dolayısıyla DNA testinden sağlıklı bir sonuç çıkacağını sanmıyorum. Melez kedilere fazla itibar edilmez zaten” diyor Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zahid Ağaoğlu. Van kedisiyle ilgili 15 yılı aşkın süredir araştırma yapan Ağaoğlu, bu kediyi Türkiye’nin hatta dünyanın canlı kültür mirası olarak kabul ettiklerini söylüyor…
Anatolia Hayvan Hastanesi Başhekimi Dr. Halil Mahzunlar Van kedisinin eskilerden beri, hatta Roma İmparatorluğu (M.Ö. 1. yy) döneminde bile yaşadığını söylüyor: “Louvre müzesinde Van kedisini gösteren bir Roma birliğinin kalkan simgesi var.” Prof. Dr. Zahid Ağaoğlu ise daha da eski dönemlere giderek Urartulardan (M.Ö. 7-8. yy) söz ediyor: “Urartu kazılarında bile Van kedisinin kalıntıları görülüyor.” Ağaoğlu ayrıca Dünya Basketbol Şampiyonası’nın maskotuna da değinerek “Bu ülkemiz için çok güzel bir tanıtım. Bizim yetkililer, bakanlıklar belki bu sayede kediye daha fazla sahip çıkar” diyor.
Kediler hatalı çiftleştiriliyor
Peki bu “milli kediler” nasıl korunur? Elbette “sıradan” sokak kedileriyle çiftleşmeleri engellenerek. Ağaoğlu, “Kedilerin genetik yapıları bozuluyor. Amacımız dejenere olmuş, nesli tükenmekte olan bu türü canlandırmak. Kim kimden doğmuş takip ediyoruz ve bir çiftleştirme programı yapıyoruz. Onları asla farklı türlerle ya da soyunda bozukluk gösteren kedilerle çiftleştirmiyoruz. Kedilerin saflığını ve karakteristik özelliklerini koruyoruz. Aşılarla da hastalıkları önlüyoruz” diyor.
Bilim adamları Ankara kedisini de korumak için kolları sıvamış durumda. Bu konuda özellikle Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi önemli çalışmalar yapıyor.
İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Yılmaz ise Van ve Ankara kedisinin dünya literatüründe de büyük önem taşıdığına değiniyor:?“Ülkelere özgü ırklardan söz edebiliriz. Bu iki ırk da Türkiye’ye özgü. Bunlar yüzyıllardır burada yaşayan kediler.”
“Peki ne olacak Kıbrıs’taki bu milli kedi tartışmasının sonu?” sorusuna ise Yılmaz’ın da net bir yanıtı yok: “Sorun belki genetik yapının tam olarak ortaya konması ve kedilerin hangi gruba daha yakın olduklarının tespit edilmesiyle çözülebilir. Ancak komşu ülkelerarası hayvan geçişleri oldu bugüne kadar. Mesela İran-Türkiye arasında da oldu. Dolayısıyla benzer ırklar farklı bölgelerde görülebiliyor. Ancak Van ve Ankara kedisi kesinlikle Türkiye’ye özgü ırklar”…
İngiltere'nin Susan Boyle’u, İspanya’nın 75 yaşındaki salsa kraliçesi derken Almanya’da yayınlanan Super Talent adlı yetenek yarışmasında PrimaDonna adlı bir köpek birinci geldi.
Beethoven ve Goethe'nin toprakları... Muhtemelen artık PrimaDonna adlı köpekle anılacak.
Terrier cinsi bir köpek olan PrimaDonna, Almanya'nın Super Talent adlı yetenek yarışmasında ülkenin en akıllı yaratığı seçildi.
Yaptığı ise kuyruğunu kovalamak, arka ayakları üzerinde yürümet ve bir çember içinden sıçramak.
PrimaDonna ayrıca sahibi Yvo Antoni yoga hareketleri yaptığı zaman onun üzerine sıçrayabiliyor.
Yarışma asılnda insanlara yönelik bir yarışma.
Katılımcılar arasında 41 yaşında bir tenor, 10 yaşında ikizler, akrobatlar, havai fişek uzmanı ve akrobatlar yarışıyordu.
Tek hayvan yarışmacı olan PrimaDonna ise dokuz milyon izleyicinin katıldığı oylamada, oyların yarısından biraz fazlasını aldı.
Jüri üyelerinden biri olan Dieter Bohlen, "Almanya'nın süper yeteneği olarak bir köpek... Bunu hiç hesaba katmamıştım" yorumunda bulundu.
Çeşitli endemik bitki ve hayvan türleri açısından zengin olan Fırat Havzası, bu özelliğinin de henüz tam olarak keşfedilmemiş olması nedeniyle hala bakirliğini koruyor.
Fırat Nehri’nde yaşayan başta şabut ve yılan balığının yanı sıra birçok türün, Amerika’dan İsrail’e kadar geniş bir pazardan talep görebileceği bildirildi.
Erdinç Şahinöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, su ürünleri bölümünde şabut balığıyla birlikte, Fırat Nehri’nde yaşayan birçok balık türüyle ilgili araştırmalarının devam ettiğini söyledi.
Fırat Nehri üzerinde yapılandırılan barajların büyük su kütleleri oluşturduğunu aktaran Şahinöz, böylece nehir ekosisteminden göl ekosistemine geçildiğini, bunun da daha önce nehir ekosistemine alışık olan balık türleri için olumsuz bir durum oluşturduğunu belirtti.
Daha önce nehir ekosistemi içinde yaşamını sürdüren birçok balığın artık günümüzde gözlemlenmediğini ve bu nedenle Fırat Havzası’nda risk altında olduğunu düşündükleri şabut balığı, yine bu bölgeye has endemik bir tür olan yılan balığı yanı sıra farklı balık türleri üzerinde araştırmalar yaptıklarını bildiren Şahinöz, şöyle konuştu: "Bu türlerin geçtiğimiz süreç içerisinde gen kaynaklarının korunması adına öncelikli olarak spermalarının dondurulması üzerine yürüttüğümüz çalışmalarda, büyük oranda başarı sağlandı ve biz bunları uluslararası alanda literatüre dahil ettik. Araştırmalarımızın yayımlanmasının ardından, gerek şabut balığıyla gerekse diğer türlerle ilgili olumlu talepler gelmeye başladı.
Şabut balığının Yahudiler tarafından kutsal kabul edilmesi, Talmut’ta isminin zikredilmesi şabut balığına ilgiyi biraz daha artırıyor. 2007 yılında ABD ve İsrail’den bir grup bizleri ziyaret etmek ve bu konuda ayrıntılı bilgi almak istediklerini ifade ettiler. 2007 yılının temmuz ayında ziyaretimize gelen gruba şabut balığıyla ilgili yürütmüş olduğumuz çalışmalarla ilgili bilgi verdik."
'BU BALIK TÜRLERİ ÇOK CİDDİ İHRACAT KALEMİ OLABİLİR'
Yapay koşullarda şabut balığının üretilmesinin yanı sıra bu balığın daha kısa sürede pazar boyutuna getirilmesi halinde ekonomik değer ifade edeceğini vurgulayan Şahinöz, "Doğadan tutmuş olduğumuz balığın pazarlanması, balığın ciddi manada risk altına girmesi demektir. Zaten nadir görülen bir balıktır" diye konuştu.
Konuyla ilgili Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Hasan Atar, Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Faruk Aral ve Zafer Doğu ile birlikte şabut balığı yetiştiriciliği üzerine yürüttükleri araştırmaların halen devam ettiğini bildiren Şahinöz, şunları kaydetti: "Bu çalışmalarımızın başarıyla neticelenmesi halinde ülkenin çok ciddi bir ihracat kalemi olacağını düşünmekteyiz. Çünkü alternatifi yok, balık sadece sizin elinizde Fırat Havzası’nda bulunuyor. Yetiştirdiğiniz balığın tek üreticisi, arz edeni siz olacaksınız ülke olarak. Bu konuda talep oldukça geniş bir yelpazeden geliyor, İsrail’den tutun Amerika’ya kadar dünyanın her tarafındaki bu dine mensup insanların talep edebilecekleri bir ürün olması nedeniyle önem arz ediyor."
-YILAN BALIĞININ EKONOMİK DEĞERİ ÇOK YÜKSEK-
Şubat balığının dışında yılan balığının da ekonomik anlamda çok ciddi değerinin bulunduğunu, bölgede de yetişen bu türün, Brezilya’dan, Amerika’ya kadar geniş bir pazarda çok yüksek meblağlarla ihraç edildiğine dikkati çeken Şahinöz, yılan balığının etinin afrodizyak etkisinden dolayı talep gördüğünü dile getirdi.
Macaristan'da atını aç bırakarak ölümüne neden olan 56 yaşındaki adam 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Macaristan Hayvan Hakları Kurumu tarafından geçen ay savcılığa şikayet edilen İmre P. bugün mahkemeye çıktı.
İddiaya göre Kecskemet kenti yakınlarındaki Kadafalvi köyünde yaşayan İmre P.'yi, atını günlerce aç bırakarak hayvana işkence etti ve ölümüne neden oldu.